QUOTE

Ne okudum? -Alaska'nın Peşinde & Kağıttan Kentler

27 Aralık 2013 Cuma




Son zamanlarda okuduğum kitapların ikiyle sınırlı olması beni utandırdı. Kitap fakirliği yaşadığım dönemlerden birinde bulunmaktayım şu aralar.Son bir ayda iki kitap okudum.Kitapları bitirmek sadece bir haftamı almış olmasına rağmen geri kalan sürenin kitapsız ve boş geçtiğini üzülerek söylüyorum. Damak tadıma uygun bir kitap bulamamış olabilirim, keyfim kaçık olabilir. Bilemiyorum.
Okuduğum ilk kitap John Green’den Alaska’nın peşinde.Diğeri ise Kağıttan Kentler. Aynı yıldızın altında kitabını en son okusaydım keşke diyorum. O kitabın etkisinden hala kurtulamamışım sanırım o yüzden bu kitapların dahada mükemmel olacağını umut etmiştim. İkiside çok sürükleyici, heycanlandırıcıydı. Bir Aynı yıldızın altında değil ama.



Alaskanın peşinde kitabının bir numaralı karakteri Miles Halter; silik, pek arkadaşı olmayan bir tiptir.En ilginç özelliğinin ünlülerin son sözlerini hatırlaması olduğunu söylemeliyim. (ki bu yazarımızla karakterin ortak bir özelliği) Hayatının sıradanlığından sıkılan Halter, François Rabelais’nin ölmeden önce betimlediği 'Büyük Belki'yi aramak için evinin güvenli sıcak ortamından vazgeçip daha önce babasınında gittiği yatılı bir okula gitmeye karar veriyor. Yeni okulunda yeni arkadaşlar, yeni alışkanlıklar edinip yeni şeyler öğreniyor. İlk içki, ilk şaka, ilk dost, ilk aşk..Yeni hayatının Halter’a kattığı şeyler bunlar.Bu kitapta bir hayatın başka bir insanın hayatını nasıl etkilediğini göreceksiniz.

Kitaptan alıntı *
‘’O, şanssızlıkları ile hayalleri arasındaki pervasızca yarışın, o anda bitiş çizgisine ulaşmakta olduğunun kahredici keşfiyle sarsılmıştı.Geri kalanı karanlıktı. ‘’Lanet olsun,’’ diye iç geçirdi. ‘’Bu labirentten nasıl çıkacağım!’’




Kağıttan Kentler kitabının başrolünde yine bir erkek çocuğu Quentin Jacobsen namıdiğer Q var.Gizemlerle dolu bir takip hikayesini ele alıyor bu kitap.Okurken bir yandan şimdi ne olacak diye düşünürken peki bu ipucu bizi nereye götürebilir diye düşünmekten kendimi alamadım.Üslubu akıcı, heycan uyandırıcı ve çok zekice.Tanıdığımızı sandığımız insanları aslında ne kadar tanımadığımızı, aslında her insanın kendini her şeyin merkezi gibi gördüğünü zekice kurgulanmış olaylarla gözler önüne seriyor John Green. Kitabın şirret kızının adının Margo Roth Spiegelman olduğunu da söylemeliyim.

·     Kitaptan alıntı *
·         
‘’ Ve şimdi bana mezarların kesilmemiş saçları gibi görünüyor.
            Yani çimen aynı zamanda ölüm… gömülmüş bedenlerimizden dışarı çıkarak büyüyor.Çimen aynı anda o kadar farklı şeyleri ifade ediyorduki hayret vericiydi. Yani çimen yaşam için, ölüm için, eşitlik için, bağlanmışlık için, çocuklar için, Tanrı için ve umut için bir metafordu.’’

John Green hakkında şunu belirtmeliyimki kendisinin zekasına hayran kaldım. Fakat canım neden sevenleri ayırma, kitapların sonunu belirsiz bırakma, gizemli çocuk rollerine bürünme gibi atraksiyonlara giriyorsun acaba ?
Neden her kitabında birbirine paralel olaylar var ?Nasıl bir psikoloji bu, neler yaşadın gençliğinde inanılmaz derecede çok merak ediyorum. Neyse daha fazlasını söylemek spoilera girer.Kitapların hepsini okuyanlar ne demek istediğimi anlayıp bana hak vereceklerdir.

Yazarın Youtube kanalı için  Tık Tık 
Twitter hesabı için  Tık Tık



Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Her kelimen benim için değerli, çekinme hadi ! :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
İsimyoktu. All rights reserved. © Maira Gall.